izmir

Cuma, 28 May 2010 admin yorum yok

Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, ayni zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir’in batısında nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adini duyuruyordu.

Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir’de yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İç Batı Anadolu eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasına olanak vermektedir. Ancak, İl bütününde yükseklik, batı ve kıyıdan uzaklık gibi fiziksel coğrafya farklılıkları, yağış, sıcaklık ve güneş açısından önemli sayılabilecek iklim farklılıklarına da yol açmaktadır.

İl bazında yıllık ortalama sıcaklık, kıyı kesimlerde 14-18 ºC arasında değişmektedir. En sıcak aylar Temmuz (27.3 ºC ) ve Ağustos (27.6 ºC ), en soğuk aylar ise Ocak (8.6 ºC) ve Şubat (9.6 ºC)’tır. Yazın kıyı kesiminde sıcaklık, deniz melteminin (İmbat) etkisiyle iç kesimlere göre 1-2 ºC daha düşük olmaktadır. Kış mevsiminde ortalama 7 ºC olan sıcaklık zaman zaman kuzey ve kuzeybatıdan sokulan denizel hava kütlesi nedeniyle düşmektedir.

İzmir’de yağışın aylara ve mevsimlere göre dağılımında önemli farklar vardır. İzmir’de yıllık ortalama yağış miktarı 700 mm. olup yıllık yağışın % 50′den fazlası kış mevsiminde %40- 45′i ilkbahar ve sonbaharda , % 2-4′ü ise yaz aylarında düşmektedir. Kar yağışlı günler sayısı, alçak kesimlerde yok denecek kadar azdır. Yüksek kesimlerde gerek kar yağışlı günler sayısı, gerekse karın yerde kalma süresi artmaktadır.

İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kentidir. İzmir, Ege kıyı bölgesinin tipik bir örneği gibidir. Kuzeyde Madra Dağları, güneyde Kuşadası Körfezi, batıda Çeşme Yarımadası’nın Tekne Burnu, doğuda ise Aydın, Manisa il sınırları ile çevrilmiş İzmir, batıda kendi adıyla anılan körfezle kucaklaşır.

İzmir ili içinde Ege Bölgesi’nin önemli akarsularından olan Gediz Nehri’nin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Girintili ve çıkıntılı kıyı bandı doğal olarak sayısız güzellikte koy ve plajların oluşumu ile sonuçlanır. Gümüldür, Özdere, Foça, Karaburun, Çeşme sahil ve plajları İzmir için büyük bir turistik önem taşımaktadır. Öte yandan aynı doğal yapı, bir çok balıkçı barınağının veya yat yanaşma yerlerinin oluşmasına neden olmuştur. Bu özellikleriyle İzmir doğal bir turizm ve liman kentidir.

Akdeniz iklim bölgesinde yetişen geniş, sert ve iğne yapraklı, sürekli yeşil kalan, kuraklığa dayanıklı ağaç ve çalılar, yaygın doğal bitki örtüsünü oluşturur.

KENTİN TARİHİ

Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Irmağı Sipvlos (Yamanlar) Dağı’ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü.

Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü’nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikasına ait numune bağı bulunmaktadır. 1955′ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir’deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler GENEL Müdürlüğü”nün katkıları büyük olmuştur.

Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler genelde ki bunlar Troya Savaşlarını sonra kurulan Aiol, Ion ve Dor kökenlidir, küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çandarlı, Foça, İzmir, Klazomenai, Miletos ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı taktirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı’nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı. M.Ö. 4. Yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale eteklerine taşındı.

•Aliağa •Balçova •Bayındır •Bergama •Beydağ •Bornova •Buca •Çeşme

•Çiğli •Dikili •Foça •Gaziemir •Güzelbahçe •Karaburun •Karşıyaka

 •Kemalpaşa •Kınık •Kiraz •Konak •Menderes •Menemen •Narlıdere

•Ödemiş •Seferihisar •Selçuk •Tire •Torbalı •Urla

ATATÜRK’ÜN HAYATINDA İZMİR

Cuma, 28 May 2010 admin yorum yok

Milli Mücadeleden Önce Mustafa Kemal’in İzmir’i ZiyaretleriMustafa Kemal ilk olarak 1905 Şubatında İzmir’i görmüştür. Ali Fuat Cebesoy şunları söylemektedir;

“Mustafa Kemal, ben, Müfit Kırşehir ve diğer bazı mümtaz yüzbaşılar İstanbul Limanı’ndan kalkan bir Nemse Vapuruyla Beyrut’a hareket ettik.Ertesi gün öğle üzeri İzmir’e geldik. İzmir’i ilk defa görüyordum üç arkadaş bir araba tutarak Kordonboyu’nda dolaştık. Şehir fevkalade güzeldi. Şehirdeki gazinolarda orkestralar çalıyordu. Birine girmek istedik fakat; sonra vapuru kaçırmaktan korkarak bundan vazgeçtik,.”

11 Ekim 1925 günü İzmir Belediye Balkonu’ndan halka hitaben yaptığı konuşmada: “Ben İzmir’i ilk gördüğüm gün mektebi terk ederek menfâma (sürgüne) gittiğim gündür. Bu güzel memlekette, menfâma giderken birkaç saat geçirmiştim. O zaman bu güzel rıhtımı baştan başa bize hasmîâi can olan yabancı bir ırkın mensuplarıyla memlû görmüştüm. O zaman hükmetmiştim ki; İzmir hakiki, asil ve necip Türk İzmirlilerden gitmişti..”

Mustafa Kemal Eylül 1907 de Selanik’e geçerken İzmir’e uğramıştır ki bu onun şehre ikinci gelişidir. Üçüncüsü Trablusgarb’a giderken, İzmir’e uğramıştır. 17 Ekim 1911 tarihinde Urla karantinasında içinde bulunduğu Rus vapurundan Selanik’te bulunan Fuat Bulca’ya yazdığı mektuptan anlıyoruz. Bu mektupta ” .Vatanı Kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedakarlık zorunludur” demektedir.

Anadolu gazetesinin 9 Eylül 1913 tarihli sayısında, “Mustafa Kemal Bey” başlıklı yazıda şöyle denilmektedir: 

İZMİR’İN KURTULUŞU VE GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İZMİR’E GELİŞİ

30 Ağustos 1922′de Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi’nin kazanılması ile Yunan ordusu imha edilmiştir.

1 Eylül 1922′de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini verir. 9 Eylül 1922′de ordumuz İzmir’i alır. Atatürk İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Rauf (Orbay) Bey’e telgrafta: “Birliklerimiz İzmir doğu sırtlarında düşmanın son direnişini kırdıktan sonra bugün mağlup düşmanla beraber İzmir’imize zaferle girdik. Ben yarın öğleden itibaren İzmir’de bulunacağım”der.

Aynı gün Yunan’ın ateşe verdiği Kasaba’ya (Turgutlu) varıp burayı ve yanan köyleri geçer. Armutlu’ya gelinir. Burada mola verilir Mustafa Kemal koyu bir güneş gözlüğü taktığı için tanınmaz. Orada bulunan bir ihtiyar, koynundan bir resim çıkarır, bir kaç kere önce resme, sonra Mustafa Kemal’e bakar. Mustafa Kemal gözlüğünü alnına doğru kaldırınca ihtiyar daha yakına yanaşır ve daha dikkatli bakar. Birdenbire yüzünün rengi değişir, her yanı titreyerek, “Bu sensin, bu!”diye bağırır. Sonra orada bulunanlara dönerek, haykıra haykıra “Ey ahali koşun, koşun! Bu odur, Kemalimiz geldi!”der demez bütün halk otomobile koşar. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı kimi toprağı, kimi tekerlekleri öpüyor, kimi Mustafa Kemal’in boynuna, eline sarılıyor kimi otomobili omuzlarında taşımaya çalışıyordu.

Mustafa Kemal 9 Eylül 1922 Cumartesi günü karargahı ile Belkahve’ye varır. Bir incir ağacının altında Kadifekale’de şanlı bayrağımızın dalgalandığı İzmir’i uzun uzun seyreder. Düşman devletlerin karma donanması körfezdedir. Hava kararıncaya kadar burada kalır. Geceyi geçirmek için Nif (Kemalpaşa)’ya gelinir. Rüşen Eşref Ünaydın anlatır:

“Seni, bir iki basamak merdivenle ilk katına çıkılan, zaten sanırım o ev sadece bir katlı idi, o evin kapısından içeri girişte, başları beyaz örtülerle sımsıkı sarılı köy kadınları karşıladılar. ….Yedi sekiz kadın… Gölgeler gibi çekingendirler. Seni o dar girişte görünce, yerlere doğru eğildiler; sarılıp dizlerinden öptüler; baş örtülerinin ucu ile ayaklarından tozlar aldılar, bir ikisi o tozları gözlerine sürdüler! Ve onların gözlerinden senin ayakkabılarına yaşlar damladı. Sen onları ağır başla selamladın. Onlar senin önünde el bağladılar, yaşlı gözlerle sana uzun uzun baktılar. Bu el bağlayışlar, bu susuşlar sana bir sonsuz minneti ve hayranlığı bin sözden ne kadar daha iyi anlatıyordu.”

Atatürk yanında Mareşal Fevzi (Çakmak) Garp Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Paşa ve karargahı ile 10 Eylül 1922 günü İzmir’e girmiş burada Fahrettin (Altay) Paşa İle buluşarak doğruca Hükümet Konağına gitmiştir. İzmirliler kurtarıcılarını büyük bir törenle, sevinç ve coşkunlukla karşılamışlardır. İzmir Hükümet Konağı balkonundan, Konak alanını hınca hınç dolduran İzmirlileri, selamlayarak kısa bir konuşma yapar.

“Bu başarı milletindir” der.

Daha sonraları da yapılan her türlü hamleyi ve başarıyı hiç bir zaman kendine değil, canından çok sevdiği milletine mal etti.

Konak Meydanı’na İzmirli Türklerin büyük kurtarıcılarına armağanı olan bir açık otomobil getirirler. Otomobilin her yanı kırmızı beyaz kurdelelerle küçük beyaz güllerle süslenmiştir. Gül bahçesi gibi arabayı beğenerek seyreder. İzmirlilerin inceliğinden duygulanır. Fakat; çiçeklerin arasındaki kuzuyu fark edince, Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’e dönerek:

“Aman! Çabuk gidin söyleyin; şu kuzuyu kesmesinler…”

Ruşen Eşref Bey anlatır:

“Aşağıya çok hızla koştum. Fakat; kapını önüne varınca gördüm ki beyaz mermere al kanlar yayılmış, vaktinde yetişemediğimi arz için başımı ve ellerimi kaldırıp yukarı sana doğru baktım. Gördüm ki balkondan çekilmişsin şimdi o anı bir daha hatırladıkça, saldırgan ordusunu yok etmiş bir Muzaffer Başkomutanın bir kuzu kanı dökülmesine bakamayacak derecede bir insan yüreği taşır olduğunu hasretle bir daha anıyorum.”

“Bingazi muharebatı esnasında Derne ve Tobruk kumandanlığı vazifesini kemal-i muvaffakiyet ve celadetle ifa edip bilahare Bolayır Ordusu Erkân-ı Harbiye riyasetine tayin buyrulup harekât-ı ahirede (Edirne’nin geri alınması) fevkalade ibraz-î faaliyet eyleyen erkan-ı harb binbaşısı Mustafa Kemal Bey’in bera-yı tedbil’i hava şehrimizi teşrif eyledikleri istihbar olunmuştur. Gazetemiz bu muhterem askere beyanı hoşamedi eylemeği vicdanı bir vazife, telakki eyleriz.”

Anadolu Gazetesinde ki bu haber Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleden önce dördüncü kez İzmir’e geldiğini göstermektedir. Ancak bununla ilgili olarak hiçbir kaynakta bilgi bulunmadığı gibi Atatürk’ün kendisi de bundan söz etmemektedir. 

İZMİR’DE DÜŞMAN BAYRAĞINA SAYGI

Aynı gün öğleden sonra bir atın kuyruğuna bağlanmış yerde sürüyen Yunan bayrağını görünce “Bayrağı ters taşıyabilirler fakat; yerde süründürmesinler, bu bizim adetlerimize yakışmaz” diye haber gönderir ve bayrak atın kuyruğundan kaldırılır.

Daha sonra Mustafa Kemal yanına yazar Ruşen Eşref’i ve yaverlerini alarak otomobiline biner, biri otomobilinin önünde diğeri arkasında yer alan iki kısraklı süvari bölüğünün arasında, Konak Meydanı’ndan Karşıyaka’da onu konuk etmek için hazırlanmış eve gitmek üzere ayrılır.

Karşıyaka’daki kalacağı eve geldiğinde evin mermer taraçasına çıktıktan sonra kapının önüne ipek bir Yunan bayrağı serilmiştir. Üzerine basılacak bir yol halısı gibi yayılmıştır. Kadın ve erkek orada bulunan İzmirliler:

“Buyurunuz geçiniz…. Bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabancı kral bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin, bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir”diye yalvarıyorlardı. Mustafa Kemal yerde serili bayrağın önünde durur, ağlayarak yalvaran kadın ve erkeklere tatlılıkla bakarak;

“O geçmişte kötü etmiş. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem”der. Bayrağı kaldırtır ve bembeyaz mermerlere basarak içeri girer. Ruşen Eşref Ünaydın “İşte sen İzmir’e ilk gün zaferinle böyle girdin”der. 

İZMİR HEMŞEHRİLİĞİ

İzmirliler Atatürk’e 14 Eylül 1922 tarihinde hemşehrilik teklif ederler ve Atatürk tarafından kabul edilir. Atatürk, 24 Eylül 1922 tarihinde İzmir Muhterem Hamiyetli Ahalisine hitabı ile yazdığı mektupta:

“İzmir Belediye ve Yönetim Meclisleri aracılığı ile bana İzmir Hemşehriliği sanı verildiğini öğrendim. Ülkemizin Akdeniz’e karşı ışığı olan, düşman işgalinden kurtulması için bütün ülkeyi seve seve yıllarca sıkıntılara sürüklemiş bulunan İzmir’imizin hemşehrileri arasında sayılmak bana sonsuz bir sevinç ve övünç olmuştur.

Bundan yaklaşık üç yıl önce İzmir felaketi ile yüreği en büyük üzüntü ve aynı zamanda en güçlü bir inanç kararlılığı ile çarpmış; başladığımız bağımsızlık savaşında bana en güçlü umutları vermiş olan yiğit Erzurum halkı da beni hemşehrileri arasına almakla ödüllendirmiş oluyordu.

Bana ulusal savaşımızın, önemli bir girişiminin başlangıcını anımsatmakta bulunan Erzurum hemşehriliğine, savaşımızın zaferini müjdeleyen İzmir hemşehriliğini ekleyerek, değerli bir ödül vermiş oluyorsunuz.

İzmirli hemşehrilerime sevgi ve bağlılıkla teşekkürlerimi sunarım. İzmir’in acılarını gidermek için genel görevlerimizin verdiği zorunluluktan başka özel ve içten bir ilgi ile çalışmak, benim için bir ülkü olacaktır.

Hepinize selam ve sevgi hemşehrilerim”der.

İZMİR’İN KURTULUŞUNDAN SONRA ATATÜRK’ÜN İZMİR’E GELİŞLERİGazi Mustafa Kemal 10 Eylül 1922′de İzmir’e geldikten sonra 29 Eylül 1922′de İzmir’den ayrılmıştır.
Bu tarihten sonra:

27 Ocak —— 4 Şubat 1923
10 Şubat —— 18 Şubat 1923
27 Temmuz —— 2 Ağustos 1923
2 Ocak —— 22 Şubat 1924
11 Ekim —— 16 Ekim 1925
16 Haziran —— 9 Temmuz 1926
27 Şubat —— 5 Mart 1930
27 Ocak —— 3 Şubat 1931
5 Şubat —— 6 Şubat 1931
               —— 8 Şubat 1931
31 Ocak —— 4 Şubat 1933
9 Nisan —— 13 Nisan 1934
22 Haziran —— 24 Haziran 1934

Tarihlerinde İzmir’i ziyaret etmiştir.

Dr. Eren Akçiçek’in “Atatürk’ün Hayatında İzmir” isimli çalışmasından alınmıştır.

İzmir Firmaları

Cuma, 28 May 2010 admin yorum yok

İZMİR FİRMALARI ŞİRKETLERİ LİSTESİ

Cuma, 28 May 2010 admin yorum yok

İZMİR FİRMA REHBERİ

İZMİR FİRMALARI ŞİRKETLERİ LİSTESİ

Meslek Grup No Meslek Grupları Kayıtlı Firma
1 YAŞ SEBZE MEYVE ÜRETİM VE TİCARETİ 323
2-A KURU ÜZÜM KURU İNCİR 53
2-B DİĞER KURUTULMUŞ MEYVE VE ÇEREZCİLER 168
3-A BAHARATÇILAR 137
3-B TARIMSAL HAMMADDE ARACILARI- PAMUK VE TÜTÜN 104
4 TAHIL- YEM- HUBUBAT VE BAKLİYAT 278
5-A ÇİÇEK 187
5-B EV HAYVANLARI VE EV HAYVANLARI YEMLERİ 46
6 BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ 218
7 SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ 213
8-A HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ VE KIRMIZI ET ÜRÜNLERİ 227
8-B KÜMES HAYVANCILIĞI VE ÜRÜNLERİ 128
9 EKMEK VE İŞLENMİŞ UN ÜRÜNLERİ 385
10 PASTA VE ŞEKERLEME 255
11-A ZEYTİN 25
11-B ZEYTİNYAĞI VE DİĞER BİTKİSEL YAĞLAR 141
11-C TEMİZLİK MADDELERİ 187
12 GIDA VE TÜKETİM MADDELERİ İMALAT VE TOPTAN TİCARET 867
13-A GIDA VE TÜKETİM MADDELERİ SATICILARI 410
13-B MARKETLER- SÜPERMARKETLER VE ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ 829
14 ALKOLLÜ- ALKOLSÜZ İÇECEKLER VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ İMALAT VE SATIŞ YERLERİ 326
15 MANİFATURA 210
16 TUHAFİYE 204
17 KONFEKSİYON MALZEMELERİ 205
18 GİYİM EŞYALARI İMALAT VE TOPTAN TİCARETİ 1620
19 GİYİM EŞYALARI PERAKENDE TİCARETİ 965
20 KÜRK VE DERİ KONFEKSİYON 301
21 AYAKKABI İMALAT VE TOPTAN TİCARETİ 354
22 AYAKKABI PERAKENDE TİCARETİ 221
23-A AYAKKABI MALZEMELERİ 98
23-B SEYEHAT AKSESUARLARI 101
24 KOZMETİK VE KİŞİSEL BAKIM ÜRÜNLERİ 251
25-A TEKSTİL VE KÜRK ÜRÜNLERİNİN YIKANMASI VE KURU TEMİZLENMESİ 39
25-B KUAFÖR- GÜZELLİK SALONLARI 183
25-C DİĞER HİZMET FAALİYETLERİ 15
26-A SAAT 56
26-B MÜCEVHER 455
27-A HALI 201
27-B DUVAR VE YER KAPLAMALARI 82
28 MOBİLYA 977
29 EV TEKSTİL ÜRÜNLERİ 300
30 ELEKTRİKLİ VE ELEKTRİKSİZ EV ALETLERİ 836
31 ELEKTRİK TEÇHİZATI 576
32 ELEKTRONİK TEÇHİZAT VE PARÇALARI TİCARETİ 354
33 TELEFON VE İLETİŞİM TEÇHİZATLARI TİCARETİ 362
34 ZÜCCACİYE 212
35 TIBBİ MALZEME İMALAT VE TOPTAN TİCARETİ 480
36-A TIBBİ MALZEME PERAKENDE TİCARET 438
36-B ECZANELER 31
37-A GENEL SAĞLIK HİZMETLERİ 556
37-B SOSYAL HİZMET FAALİYETLERİ 104
38 GÖZLÜKÇÜLER VE GÖZ SAĞLIĞI FAALİYETLERİ 239
39 DİŞ SAĞLIĞI İLE İLGİLİ KURUMLAR 206
40-A GÜVENLİK VE SORUŞTURMA FAALİYETLERİ 173
40-B TEMİZLİK FAALİYETLERİ 271
40-C BÜRO YÖNETİMİ- BÜRO DESTEĞİ VE DİĞER ŞİRKET DESTEK FAALİYETLERİ 140
41 EĞİTİM 651
42 MATBAACILIK 327
43 KAĞIT VE KAĞIT ÜRÜNLERİ 255
44-A KIRTASİYE MALZEMELERİ- KİTAP- GAZETE VE DERGİLER 289
44-B BÜRO MAKİNELERİ 102
45 BİLGİSAYAR- ÇEVRE DONANIMLARI 466
46-A FOTOĞRAFÇILIK HİZMETLERİ 89
46-B MEDYA 108
46-C SİNEMA VE FİLM DAĞITIM- GÖSTERİM FAALİYETLERİ 36
47 BİLGİSAYAR PROGRAMLAMA- TELEKOMİNİKASYON- DANIŞMANLIK VE İLGİLİ FAALİYETLER 451
48-A KİRALAMA VE LEASİNG FAALİYETLERİ 247
48-B SEYAHAT ACENTESİ- TUR OPERATÖRÜ VE DİĞER REZERVASYON HİZMETLERİ İLE İLGİLİ FAALİYETLER 396
49-A HEDİYELİK EŞYA 349
49-B SPOR MALZEMELERİ 70
49-C AVCILIK- BALIKÇILIK MALZEMELERİ VE DİĞER MALLARIN TİCARETİ 81
50 YİYECEK- İÇECEK HİZMETLERİ VE EĞLENCE YERLERİ 1711
51 KONAKLAMA YERLERİ 348
52-A ULUSLARARASI TAŞIMA 283
52-B ULUSLARARASI ANTREPO VE ACENTELİK 44
53-A YÜK TAŞIMA 855
53-B YOLCU TAŞIMA 532
54 POSTA VE KURYE FAALİYETLERİ 220
55-A BANKALAR 554
55-B HOLDİNG ŞİRKETLERİ- MENKUL KIYMETLER- KEFALET KOOPERATİFLERİ 144
56 SİGORTA 1251
57 GAYRİMENKUL FAALİYETLERİ 382
58 TAŞIMACILIĞI DESTEKLEYİCİ FAALİYETLER 275
59 MESLEKİ BİLİMSEL VE TEKNİK FAALİYETLER 534
60 REKLAM AJANSLARI VE PİYASA KAMUOYU ARAŞTIRMA FAALİYETLERİ 553
61 ULAŞIM ARAÇLARI VE YEDEK PARÇALARININ İMALAT VE TOPTAN TİCARETİ 574
62 ULAŞIM ARAÇLARI PARÇALARI VE AKSESUARLARI SATIŞ YERLERİ 333
63 AKÜ- LASTİK VE MOTOSİKLET SATIŞ- BAKIM GRUBU 208
64-A TARIMSAL AMAÇLI MAKİNE 105
64-B MAKİNE- MOTOR 988
64-C DİĞER MAKİNE DONANIM 412
65 MOTORLU TAŞITLAR SATIŞI 238
66 MOTORLU TAŞITLAR BAKIM VE ONARIMI 460
67-A SIVI YAKITLAR 152
67-B AKARYAKIT İSTASYONLARI 256
67-C GAZLI YAKITLAR 258
67-D MADENİ YAĞLAR 145
68 HIRDAVAT 474
69-A METAL EŞYA 439
69-B NALBURİYE 37
70 ORMAN ÜRÜNLERİ 234
71 SIHHİ TESİSAT MALZEMELERİ 304
72 DEMİR- ÇELİK VE ALÜMİNYUM 632
73 METAL KAPI VE PENCERE 284
74 GERİ KAZANIM 252
75-A İNŞAAT BOYALARI 218
75-B DİĞER İNŞAAT MALZEMELERİ 590
76 BİNA YAPIM ONARIM 3778
77 BİNA DIŞI YAPILARIN İNŞAATI VE ÖZEL İNŞAAT FAALİYETLERİ 301
78 YAPI KOOPERATİFLERİ 645
79 MİMARLIK FAALİYETLERİ 389
80 İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ- ENDÜSTRİYEL FABRİKA DANIŞMANLIK VE PROJE FAALİYETLERİ 328
81 YAPI DENETİM FAALİYETLERİ- HARİTA- JEOFİZİK VE DİĞER MÜHENDİSLİK İLE TEST ANALİZ VE ARAŞTIRMA FAALİYETLERİ 415
82 ELEKTRİK TESİSATI VE ASANSÖR 371
83 ISITMA- HAVALANDIRMA VE TESİSAT 594
84-A KÖMÜR 109
84-B MERMER 253
84-C DİĞER MADENLER 197
85-A ZİRAİ İLAÇ- GÜBRE 170
85-B KİMYEVİ MADDELER 393
86 PLASTİK 684
87 DIŞ TİCARET VE E-TİCARET 579

İzmire bağlı ilçeler

Cuma, 28 May 2010 admin yorum yok

İzmir’ e bağlı ilçeler hakkında genel bilgiler…

İzmir ilinin ilçeleri; Balçova, Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka, Konak, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlıbahçe, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla’dır.

Aliağa : İzmir’in 60 km. kuzeyindeki Aliağa, İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır. Ege kıyılarında sayıları 30′u aşan Aiol kentleri arasında en büyük ve önemlilerini oluşturan 12 kentten 4′ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Dikili : İzmir’in kuzeyinde 120 km. uzaklıktadır. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken şirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olağanüstü güzellikleri olan turistik Çandarlı beldesi Dikili’ye bağlıdır. Doğal güzellikleri arasında Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtaş ve Deliktaş Köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır. Dikili ilçesi ılıcaları ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sıcak su ılıcaları vardır. İlçede karayolunun dışında deniz ulaşımında da Dikili Limanı, üç yolcu gemisinin yanaşabileceği kapasiteyle hizmet vermektedir.

Seferihisar : Yerleşim tarihi M.Ö. 1000 yıllarına uzanan ilçenin Sığacık mevkiinde Teos antik kenti, Doğanbey-Gerenalanı mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sığacık’ ta Osmanlılar tarafından inşa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerleşim alanı, ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’ne ait anıtsal yapılar, yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini oluşturmaktadır. Seferihisar 27 km.lik sahil şeridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.

Menderes : Satsumasıyla, güzel koylarıyla, tarihi değerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin İzmir’e uzaklığı 20 km’dir. İlçenin batısında Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadır. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakın konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalıntılar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarını oluşturmaktadır. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanın yetiştirici bölgesidir. Özdere, Ege’deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yanı sıra amatör balıkçıların avlanabildiği turistik bir beldedir. Menderes’in Görece Köyü’nde de halkın evlerde imal ettiği değişik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabancı turistin oldukça dikkatini çekmektedir.

Karaburun : Karaburun, Urla Yarımadası’nın kuzeyinde kurulmuştur. İzmir Körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları güzel koylarıyla bir şerit halinde uzanır. İlçenin yerleşimi taş devrine kadar uzanır. Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi’nde buranın ileri bir kültür merkezi olduğu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarlıkları döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak geliştiği bilinmektedir.

Urla : Ege Bölgesi’nin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmir’in batısında 38 km. uzaklıkta kendi adını taşıyan yarımadanın orta kısmında yer alır. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmuştur. Yapılan kazılarda ele geçen eserler arasında Hititlere ait Gaga ağızlı sürahi çıkarılmıştır. Limantepe Höyüğü kazılarında ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limanının dünyanın en eski ve düzenli limanı olduğu ortaya çıkmıştır. Klazomenai’ de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Torbalı : İzmir’in 45 km. doğusunda yer alan Torbalı’nın ilk yerleşim alanı, Torbalı Ovası’nın batısında Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir İon kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumuş, daha sonra terk edilmiştir. Şarapları ile ünlü kent aynı zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem’e ait tiyatroda Roma İmparotoru Augustus ve evlatlığı Germanikus’a adanan üç mermer sunak bulunmaktadır. Kazılarda bulunan eserler İzmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.

Ödemiş : İzmir’in 113 km. doğusunda yer alan Ödemiş’in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalıntıları yörenin yerleşim tarihinin ilk çağlara uzandığını göstermektedir. Ödemiş yöresinin tarihsel önemi Birgi’nin Aydınoğulları döneminde başkent olmasıyla başlamıştır. Birgi’de büyük ölçüde özgünlüğünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyıl sivil mimarlık yapılarının oluşturduğu kültürel birikim ve mimari çevre zenginliği ile doğal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadır. “Dünya Kültür Mirası” listesine giren Birgi, 1994 yılında inanç turizmi kapsamına alınmıştır. Çakırağa Konağı, İmam-ı Birgivi Medresesi, Sultan Şah Türbesi görülmeye değer eserlerdendir.

Tire : İzmir’in büyük ilçelerinden biri olan Tire, şehir merkezine 82 km uzaklıktadır. Aydın Dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan Tire zengin bir kültür mirasına sahiptir. Beylikler ve Osmanlı döneminde ekonomik açıdan büyük gelişme sağlanmış ve mimarlık tarihi açısından da zengin örnekler ortaya çıkmıştır.

Kemalpaşa : İzmir’in 29 km batısında yer alan Kemalpaşa’nın tarihi geçmişi İ.Ö. 1300′lere dayanmaktadır. Akadlar ve Hititlerden başlayarak Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpaşa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve İon kentleri arasında kervan yollarının uğrak yeri olmuştur. Antik adı Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpaşa ilçesi, Nif dağı eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmuştur. Ege Bölgesi’nde Hititlerden kalan tek örneği olan Karabel Kabartması ilçe sınırları içerisindedir. Kemalpaşa, dünyaca ünlü kirazı ve çam ormanlarıyla tanınır.